Dergiden yazılar

Bilim ve Ütopya Topluluğu Prof.Dr Alpaslan Işıklı Söyleşisi

Bilim ve Ütopya Topluluğu'nca, Prof.Dr.Alpaslan Işıklı’nın konuşmacı olarak katılacağı “Ulusalcılık “ konulu söyleşi düzenlenecektir.

Yer: MM-25 Amfisi
Saat: 15:40


Ulusal Sol Devrimler - Halil Duzcu

Ulusal Sol Devrimler

Halil Duzcu / Moleküler Biyoloji ve Genetik

Son yüzyıl tarihinde çift kutuplu dünyada alternatif, günümüzde ise başta ulus-devlet olmak üzere bir çok önemli değerin ve devrimci geleneğin tek koruyucusu olan üçüncü dünyacılık, emperyalizmin küresel bir tehdit olduğu günümüzde dahi sisteme baş kaldıran ülkelerin devrimci kalkınma yoludur. Eksikleri anlaşılmış iki ayrı tezin aşırılıklarının törpülenip bir araya getirildiği bir sentez değil, tarihsel bir dayanağı olan özgün bir sistemdir. Sovyetler Birliği güdümündeki sosyalist blokta ‘emperyalist komünizm’ adıyla bir terimin bile doğmasına neden olacak derecede yapılan yanlışlar, ne amaçla olursa olsun bağımsızlıktan ödün vermek istemeyen ülkeleri bu yola sevketti. Uydu olmak istemediği için Sovyetler ile mesafe koyan üçüncü dünya ülkeleri milli çıkarlar her şeyden önce gelir diye sıkı dayanışmayı göz ardı eden ve dünya devrimini dışlayan bir yaklaşıma girdi denemez. 1955 Bandung Konferansı ile temeli atılan, 1-6 Eylül 1961’de ise Tito ve Nasır’ın girişimleri ile ilk toplantısını yapan Bağlantısızlar Hareketi, birlik yolunda çalışmalar yapıldığına kanıttır. Özgün olmasının nedeni yeni isimlerle kavramlar türetmesinden değildir. Milliyetçilikten tutun da devlet ve halk kavramlarına kadar tüm düşünüş tarzı sömürgeci Batı Avrupa’dan farklıdır.


Piyasa Ekonomisi AIDS'in Tedavisini Engelliyor - Barış Boylu

Piyasa Ekonomisi AIDS'in Tedavisini Engelliyor

Barış Boylu / Moleküler Biyoloji ve Genetik

AIDS, çağımızın vebası. Açılımı, kazanılmış bağışıklık sistemi yetersizliği sendromu/ Acquired Immune Deficiency Syndrome anlamına gelen AIDS, genellikle toplumun fakir ve eğitimsiz kesimlerini etkiliyor. Örneğin nüfusunun yüzde 80’i beyaz, yüzde 12’si Afrika kökenli olan Amerika Birleşik Devletleri’nde AIDS’e yakalanma oranı beyazlarda yüzde 45, Afrika kökenlilerde ise yüzde 36 düzeyinde seyrediyor.

Fakirler ve Çocuklar AİDS’ten Daha Fazla Etkileniyor

Dünyada 1980den beri AIDS yüzünden 20 milyon insan öldü. Bu şu an dünya üzerinde bulunan 105 ülkenin nüfusundan daha büyük bir rakam (mesela Hollanda 17 milyon, Suriye 18 milyon nüfusa sahip).Dünyada her gün 6000 kişiden daha fazla insan AİDS’e yakalanıyor ve bunların yarısından fazlası 15 yaşın altında.

Grafik 3’te görüldüğü gibi AIDS’e yakalanan insan miktarının büyüklüğü bu konunun önemini daha da arttırıyor.


Bu Topraklar Kimin - Şule Çivi

BU TOPRAKLAR KİMİN?

Şule Çivi / Fizik Bölümü

Cocuklar
Dick Osseman

Yazın, Cumhuriyet Gazetesi’nde gördüğüm bir haberin başlığı şuydu:“Diyarbakır Bismil’de Köylülerin Ağaya İsyanı”(1). Yaşım itibariyle daha önce rastlamadığım bu tip bir habere pek şaşırmıştım. Hâlbuki orada gelişen olaylarla Aslanoğlu ve Sinan köyleri daha çok çıkacaktı karşıma. Bismil’de bu iki köy fire vermeden ayaklandı. Şikâyetleri, topraksız olmak, işsiz olmak, okulsuz olmaktı. Şikâyetleri ağanın adamlarının kocalarını genç, yaşlı, sakat demeden sebepsiz yere tutuklamasıydı. Şikâyetleri, yıllardır ekip biçtikleri 12 bin dönüm arazinin ağaya ait olmasıydı. Ellerinde ve evlerinin damlarındaki Türk bayraklarıyla, Atatürk posterleriyle “Kahrolsun Ağalık, Yaşasın Cumhuriyet!” sloganıyla yürüdüler. Bir bakalım, yıllardır neresinde köylü bu ülkenin:


Fransız Bayrağının Kirlenen Beyazı - Ediz Sarıışık

FRANSIZ BAYRAĞININ KİRLENEN BEYAZI

Ediz Sarıışık / Moleküler Biyoloji ve Genetik

Ekim ayının sonlarında başlayan Fransa başkentinin banliyölerinde iki Müslüman gencin polisten kaçarken elektrik akımına kapılarak ölmeleriyle patlak veren isyan uzun süre Fransa’da karışıklığa yol açtı. Tüm ülkeye yayılan eylemler, Paris'in merkezine de sıçradı. Binlerce araba ateşe verildi, aralarında ilkokulların, liselerin ve iş merkezlerinin de bulunduğu onlarca bina kundaklandı. Bunun üzerine Cezayir bağımsızlık savaşı sırasında uygulanan olağanüstü hal yasası uygulamaya konuldu. Bu bile olayları dindirmeye yetmedi. Aralarında 4 Türk’ünde bulunduğu binlerce göçmen gözaltına alındı. Olaylar sadece Fransa’yla da sınırlı kalmadı. Belçika’nın Brüksel ve Almanya’nın Bremen ve başkent Berlin’de birçok araba ateşe verildi ve kundaklama olayları yaşandı.


Küreselleşmeyi Sorgulamak - Engin Bostancı

KÜRESELLEŞMEYİ SORGULAMAK

Engin BOSTANCI / Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü

I. GİRİŞ:
“Bir zamanlar birbirinden habersiz yaşayan birkaç milyon insandan ibaretti dünya. Bugün dünya nüfusu yedi milyara yaklaştı. Ama yirminci yüzyıldaki teknolojik gelişmeler bunca insanı bile birbirine yaklaştırdı, daha fazla kültür birbiri ile iç içe geçti, tüm kültürler birbirlerinin nimetlerinden yararlanma fırsatını tarihsel süreçte ilk kez yakaladı.”
Tırnak içerisinde yazdığım bu cümleler ünlü birine ait değil. Ancak bu sözler, günümüzde küreselleşmeden ağzını açıp toplumsal konularda ahkâm kesmeye kalkışan herkesin ağzında sakız haline geldi. Acaba bu söylenenler ne denli doğru? Toplumlar geçekten de birbirine yakınlaşıp güzel bireşimler elde etmek üzere etkileşime mi geçiyor? Ya da (bazılarının söylediği ve savunduğu gibi) ufukta gerçekten de, kimsenin ulus-devlet çıkarlarını sürdürmek zorunda kalmadığı, toplumsal ve küresel barışın, demokrasinin egemen olduğu ilerici ve uluslarötesi bir bütünlük var mı?


Pelage - Zeynep Nazik Er

PELAGE

Zeynep Nazik Er / Uluslararası İlişkiler

Yazı yazmak için konu belirlemeye çalışırken gözüme ilişti ‘ Ana’. Kütüphanemde bir köşeye iliştirmiş, orada da unutmuşum kitabı. Halbuki kapağa baktığımda hatırladım okuduğum zaman ne kadar etkilendiğimi. Anneme küsüp odama kapanmış, sonra da kitap okumaya vermiştim kendimi. İki gün boyunca hırslanıp, anneme ceza olsun diye odadan çıkmayıp kitabı bitirmiştim ancak kitap ilerlemeye başladıkça ceza olmaktan çıkmıştı. Zamanla ben de Ana ile hareket ediyordum, adım yoktu sadece.


"Babalar Gibi" Satılan Erdemir - Galip Haznedar

“BABALAR GİBİ” SATILAN ERDEMİR

Galip Haznedar / Metalurji ve Malzeme Mühendisliği

Dünyada esen küreselleşme rüzgârlarının etkisiyle Türkiye’nin girdiği (daha doğrusu 12 Eylül eliyle sokulduğu) “dışa açılma” sürecinin 25. yılında özelleştirmeler tüm hızıyla sürüyor, Cumhuriyet’in ekonomideki kaleleri birer birer yok pahasına elden çıkarılıyor. Artık, eskiden ileri sürüldüğü gibi “zarar eden kuruluşların verimli işletilmesi” gerekçesine sığınılmaya da gerek görülmüyor. Kâr ya da zarar etsin, stratejik olsun ya da olmasın bütün kuruluşlar “babalar gibi” satılacak. Bu süreçten Erdemir de nasibini aldı ve her geçen gün daha iyiye gittiği, kâr ettiği ve teknolojisini yenilediği halde (şimdilik %46.12 hissesi) özelleştirildi. ABD ve AB ülkelerindeki özelleştirmelerde bile stratejik kurumların kimin elinde kalacağına dikkat edilir, gerektiğinde kurumun devletin elinde kalmasına çalışılırken Erdemir gibi stratejik bir tesisin yabancıların eline geçmesinde hiçbir sakınca görülmedi. Sonuçta ihaleyi OYAK kazandı ancak yabancı ortak arayışı sürüyor (http://www.ntvmsnbc.com/news/346960.asp); memnuniyet verici olan çalışanların, Erdemir’de dümenin kimin elinde kalacağı konusundaki duyarlılıkları (http://www.bianet.org/2005/10/20/69095.htm).


Attila İlhan'ın Ardından... Toplumsal Gerçekçiliğin Kuramsal Kökeni - Seçkin Eroğlu

Attilailhan1

ATTİLA İLHAN’IN ARDINDAN…
TOPLUMSAL GERÇEKÇİLİĞİN KURAMSAL KÖKENİ ÜZERİNE

Seçkin Eroğlu
Moleküler Biyoloji ve Genetik

Attila İlhan’ı yakın zamanda kaybettik.Bu yazı Attila İlhan’ın 50 yıldır savaşını verdiği ve kendisinin başlattığı edebiyatta Mavi akımının da temelini oluşturan toplumsal gerçekçiliğin nasıl bir zihin tarafından, hangi yollarla yaratıldığını göstermeye çalışacak. Ortaya çıkan insan karakteri, boyalı basın tarafından sunulan ‘aşk şiirlerinin unutulmaz şairi’ tanımının onu anlatmakta ne kadar yeterli olduğunu tekrar sorgulamamızı sağlayacaktır.
Şimdi Attila İlhan’ın kendisini nasıl bir şair olarak sınıflandırdığını, kendi sesinden dinleyelim:
'kendi kendime diyordum ki, ben solcu bir şairim, Marksist bir şairim. İyi de benim şiir anlayışımı ben nasıl ifade ediyorum? Bu şiir anlayışının ifade edilmesi lazım. 'Şiir toplum için yazılır' gibi düz bir lafla hiçbir şey anlatmış olmazsın. Ben bunu iki düzeyde ifade etmek zorundayım. Bunun birisi, ideolojik düzeyde evvela sentezi yapmam lazım. Sentezi yapabilmek için metodu öğrenmem lazım. Metod, diyalektik metod. ' 1
İlhan ileride kendi sentezini oluşturmak için ihtiyaç duyacağı kuramsal bilgiyi, edebiyatta diyalektik metodu benimsemiş ve çok ilerlemiş olan Ruslarda aramayı uygun görür. Biz bu yazıda yalnız İlhan’ın ilk gençlik yıllarında oturttuğu kuramsal bilgi ve metoda değineceğiz, onu sonradan Attila İlhan yapan ‘sentezi’ belki başka yazılarımızın konusu olur.


Ulusal Bağımsızlıkçı Dış Politika - Mustafa Altay Sönmez

MustafaAltay
Mustafa Altay Sönmez

ULUSAL BAĞIMSIZLIKÇI DIŞ POLİTİKA
Mustafa Altay Sönmez
SBKY

Tarihsel süreç içinde Türkiye Cumhuriyeti, ulusal kurtuluş savaşının anti-emperyalizm temelinde şekillenen mücadeleci dış politikasını, Mustafa Kemal sonrası dönemde devam ettiremedi. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve bunun ardından yaşanan gelişmelere bağlı olarak, ABD’nin ambargosuna cevaben, Türkiye’deki NATO harici Amerikan üslerinin kapatılması(1) gibi istisnai durumlar haricinde, ülke yönetimleri, ulusal çıkarlarımızı Avrupa’nın ve ABD’nin çıkarları ile eşdeğer tutan bir çizgi izledi. Bu kuşkusuz, Türkiye’nin dünya içindeki yerinin doğru anlaşılmamasından kaynaklanan ve “uygar” Batı imgesiyle desteklenen bir yanılsamanın sonucudur. Bugün ulusal bağımsızlığımıza yönelik somut tehdidi bertaraf etmek için Kemalist devrim ilkelerine dayanan, barışı ve ulusal bağımsızlığı yeniden temeline alan bir dış politika seçeneği yapılanması üzerinde çalışmak gerekiyor.

ABD’nin “dost ve müttefiki” olmak ile bölge barışı arasında yapılan seçim


Paylaşılmış içerik yayını